ve ben... O düşmesin diye hep tutucam onu kanatlarından,cehennemin dibinde de olsam..



bu güzelliğin eşliğinde: https://www.youtube.com/watch?v=n063JfkqKKo

Öylece oturdum sayfanın başına ve anlatacak çok şeyim var bu gece. Belki bir kitap bile yazabilirim zorlarsam. Ben ona anlatamadım derdimi,belki ay anlar beni ve yırtar karanlığımı bu gece.

Bir insanın size ihtiyacı olduğunu öğrendiğinizde,görmezden gelmek veya hayatında belirsizlikler yaratmak yapılacak en büyük bencilliktir bu hayatta ve karma gelip sizi bulur bir gün.Bu bencilliği de kendi kafanızda karşı tarafın iyiliği için yaptığınızı düşünmeyin. Bense haberim olmadan bir yabancıya ihtiyaç duymuşum..

 Aslında "ihtiyaç duymak" denilen şey nedir ki? Ağlarken avutmak kadar banel ya da gözyaşlarını ellerinle silecek kadar romantik mi? Aşk mı? Sevgi veya basit bir hoşlantı mı?
HAYIR.


Benim gibi anormal insanlar için ihtiyacı olmak bu değil!
 En azından benim ihtiyacım olan "şey"le aramdaki bağ bu değil...
Ben sanırım ruh ikizimi buldum..
Ruh ikizi yani sizin sandığınız şey değil.Sizin sandığınız ruh eşi.. Birden fazla ,belki 10 tane ruh eşiniz olabilir.Sizin bu dünyadaki ruhsal gelişiminizi tamamlamak için hayatınıza girerler çıkarlar..

 Ruh ikizi, siz bu evrendeki bedenlerinize yerleştirilmeden önce asıl ruhunuzun(dengede olan ruhunuzun) diğer yarısından ayrılarak,bu dünyadaki ızdırap dolu yaşamına yerleştirilmesidir. İki farklı bedende 1 ruhturlar. Bu hayatın amacı ve anlamı "acı çekmek". Acı çekmek için burdayız. Ağlamak,yıpranmak ve yerlerde sürünmek için..  Kim daha güçlüyse,o kalıyor geriye işte..

Evrenin amacı bu iken.. Bizi dengeye getirecek(yin
ve yang gibi bir denge,"birbirinin karanlığı ve aydınlığından bir diğerinin kayıp karanlığı ve aydınlığına ulaştırıyor gibi") diğer yarımıza ulaşmamızı her şekilde engelliyor.  Ve eğer bir gün onu bulduğunuza dair en ufak bir his hissederseniz,dibine kadar zorlayın. Çünkü sonsuz mutluluğa giden yolda birbirinize ihtiyacınız olacak. Siz bu dünyaya gelmeden önce bir çift kanada sahiptiniz. Ve ayrıldığınızdan beri tek kanatla uçamıyorsunuz bu dünyada özgürce.. Sıkıştık kaldık buraya.. Ve uçmak için diğer kanada ihtiyacımız var.  Evren de ona asla ulaştırmıyor bizi.



Ruh ikizinizi gördüğünüz ilk andan itibaren öylesine bir çekim kuvveti sarar ki içinizi. BUNU İLK BAŞTA AŞK SANARSINIZ.  Oysa sadece yaralarınızı örtecek diğer yarınızdır o. Böyle sanki bir mıknatısın demir parçalarını çekişi kadar kuvvetli ama bir mıknatısın diğer bir mıknatısı itişi ve kavuşamayışı kadar da engellerle dolu. Ve burçlar çok önemli oluyor bu konuda.. Yani asıl burcunuz ve yükselen ve ay burcununun ve elementlerinin birbiriyle eş olması gerekiyor.
Benim burcum balık... Herkes anladı herhalde artık bunu :D onun yükseleni balık.. Onun burcu boğa ve benim yükselenim boğa. FAK. Onu tanıdığım her gün ruh ikizi olduğumuza daha da çok emin oldum.




*saçımızla olan sürekli tikimiz
*içimizin ıstırabını umursamazlığımızla bastırmaya çalışmak
*ellerimizin boyutu amk
*siyaha olan takıntımız
*edebiyarta olan yatkınlığımız ve onu tanımama izin verseydi bulacağım yüzlerce ortak özellik...
*insanları cinsiyetlerine göre ayırmamamız.

Bu arada illa ruh ikizinizle bir sürü ortak özelliğiniz olması gerekmiyor. Ben onu ilk fark ettiğimde onun "o" olduğunu anlamadım(3 yıl önce evrenin yine bize şans verdiği o anlardan bahsediyorum,ilk fark edişimiz birbirimizi) .. Anlamadan aklıma girdi,sadece ve sadece onu düşünebildim. Uyanık olduğum zamanlarda onu düşündüm ve gece uyuduğumda HER GECE rüyama girdi. Bir şekilde benim bir şeyi anlamam gerekiyordu. Bu kim? neden beni böyle etkiledi?  

Onunla belki bir şekilde iletişim kurarım diye iş yerine gittim. Sürekli ve sürekli gelişebilecek senaryoları düşündüm. TAK. O benimle iletişim kurdu. Saçma sapan kıyafetim ve beni birine benzettiğiyle alakalı.. Bariz muhabbet kurmaya çalışmak istiyordu. Bu isteğin aynı anda gelmesi ilginç mesela.  o andan sonra ben hep çalıştığı yere gittim. Çünkü "onun aurasının" yakınlarında kendimi  o kadar huzurlu hissediyordum ki.. 
Sanki bir yabancıya sarılsam tüm ızdırabım sönecekmiş gibi.

Ama  sorun da burda işte.. Onunla biraz konuşup tanıştıktan sonra, sanki o bir yabancı değil de 100 yıldır tanıdığım biriymiş gibi hissettim.5 değil 10 değil.. Tam 100 yıldır onu tanıyormuş gibi hissediyorum. ONU AŞIRI ŞEKİLDE MERAK ETMEME yol açan bu durumlar 2 ay boyunca devam etti.Ben ona bakarken,o da bana baktı hep. Ya da bakmazken hep bakıyordu bir şekilde. Orospulukları da çok mesela. DENGESİZ! tam anlamıyla DENGESİZ: NE İSTEDİĞİNİ BİLMEYEN BİR ERGEN. yani kayıp ruh demek istedim. Ona sinirliyim! bazen böyle giydirebilirim ama ruhumun diğer parçasını çok seviyorum ve hep çok sevicem..

"20 de" öyle 5 saniye mi 10 saniye mi ne sayamadım... Bir bakışmıştık böyle zamanında.. işte o an öyle şeyler anlattı ki  bana,öyle sarıldı ki bana.İlk sarılmamız oydu...Hep beklediği ve beklediğim.. Doğduğumdan beri aradığım.Onu,benliğini ve seyrekliğini hissediyorum.. ne kadar kabul etmek istemese de AMK SALAĞINI TAMAMLIYORUM

**
Bu arada ruh ikizinizle evren sizi her zaman ayırmaya çalışacak. Mesela ben onun çalıştığı yerde işe başlayacaktım. Ve başladığım gün işi bıraktı. Tabi ki şaşırmadım! :D Hatta biliyordum yani. Sonra ben işi bıraktım,o geri döndü. EVRENİN PİÇLİKLERİ,OYNUYO BİZLE :D inat ettim.. bir şekilde bizi daha da yakınlaştırdım evrene inat. Bu arada 3 yıldır reikiyle uğraştığım için evrenle olan bağlantım aşırı şekilde kuvvetli. Yani evrenle bir ve  bütünüm. Evren de "güneş" olan beni sanırım ay'ımdan kıskanıyor. :D

Ve bir şekilde,, ona ilk sarıldığımda hissettiğim şey... Tarifsiz.. AŞK DEĞİL.SEVGİ DEĞİL. Çok daha güçlü,çok daha ruhani.. Kafam güzel olmasaydı her zerresini ezberleyebilirdim. Sanki bir elektrik çarptı o an bizi.Ve gözlerinin derinliğinde sanki kendimi görüyor gibi hissediyordum. Bu da iyice manyadı aq demeyin. Enerjiyle ve bu tarz şeylerle biraz alakası olan herkes beni anlayacaktır. Gerçi bazen ben bile kendimi anlayamıyorum ama yine de sizden beni anlamanızı bekliycem tabi ki de. Aman anlamış gibi yapın. :)

Evrenin bize koyduğu en büyük engel neydi biliyor musunuz? Birbirinden güzel şekerler tabi ki.
Neyse bundan sonrasını biraz edebiyat yaparak anlatayım..;

x"Evet! Mahvettiğim hayatımın kırıkları içinde var olmaya çalışırken eriyorum. Benim kadar umursamaz biriyle karşılaştım bu rüyasal gerçekliğimde. Umursamazlığından daha fazla seven beni ya da... kendimi kandırdığım.... Varoluşsal acıma katıldığı 2.5 aydan beri her geceme mimiklerinin güzelliğini söndürdüm.Sokak sokak ve cadde cadde aradım onu.Hiç sokak sokak ve cadde cadde aranmış mıydı? Ya da hiç bu kadar ağlarken içine,biri sarılmış mıydı ona içinden?Öyle kimse görmeden... Siz şimdi sandınız ki bir ergenin klasik aşk sancıları bunlar... Ben daha önce aşık oldum. Aşkı,hoşlantıyı ve sevgiyi bilirim.
O,benim güçlü yanlarımın zayıflığı içinde kaybolmuş asi bir ruh. Acılarından sarılmaya muhtaç ve inkarcı. İnkarcı ve mutsuz... Şah damarımda da uyusa,dünyanın öbür ucunda aklını eritse de şekerlere. Onu hep uzaktan saracağım. Kanatlarım ona bağlandı.Auram kenetlendi ve ben hiç bu kadar güçlü bir telepat olmamıştım. Umursamazlığıyla deli gibi itse de beni,sanki ölecekmiş gibi bendeki huzuru istiyor. Benim onun gülüşünü merak ettiğimden daha çok,o öpmek istiyor beni gülüşümden.
İçindeki eksikliği hiçbir kapakla kapatamayacak.Bana gelmedikçe hep eksik kalacak. Hiçbir sanrıda bende görebileceklerini göremeyecek ve ben... O düşmesin diye hep tutucam onu kanatlarından,cehennemin dibinde de olsam...."

Yazmayalı yıl olmuştu belki de.. Şimdi şakıyorum valla.  Belki de ben sadece bir şizofrenim :D Ama demişimdir hep,iyi şairler şizofren olur diye. Her neyse..

Aranızdaki şeyi hepiniz ilk başta aşk sanacaksınnız... Belki evli,belki sevgiliniz olacak. Bazılarınıza yanlış gelecek,bazılarınız yol arkadaşlarınızdan vazgeçeceksiniz. Sadece birazcık ruhani huzura erişebilmek adına.

Ondan onun için vazgeçebileceksiniz. 
Benim gibi günlerce ve belki aylarca o kötü alışkanlıklarını bıraksın ve gerçekten mutlu olsun diye ona reiki uygulayacaksınız. Evrene yalvaracaksınız o genç ve yaşanmamış bir sürü şeyiniz varken ölmesin diye.

Doğru zaman ve doğru mekanı bekleyeceksiniz diye. O beynini eritmeye ve halisülasyonlara o kadar alışmış ki,sizi dibe çekmek ve bu sebeple hayatına almak istemeyecek.Ama aslında bilmeyecek ki kırılmış kanadı sizdeyken ııçamaz.Sadece kimyasallardan bozma salıncaklarda sallanır uçuruma doğru,uçtuğunu sanır

Nereye kadar uçabilir ki eksikken? Eksiği bendeyken? Tüm insanlara gösterdiği samimiyeti bir tek ikizinden esirgeyince benim gibi artık deliriyorsunuz Kasım'ın ortasında. 

Mesela bir gece hayatında istemediğini belirtip,ertesi gün neden öpüp selam vermiyorsun diye sorguluyor? Böyle dengesizliklerle karşılaşacaksınız.Pes edin mi diyeyim,etmeyin  mi diyeyim ama 2.5 aydır mental olarak çok yoruldum. Sadece ve sadece onu düşünebildim.Kendi benliğime her türlü saygısızlığı yaptım,sırf ona kendimi anlatabilmek adına.. Ve o dinlemedi. Bense işte burda buralara anlatıyorum. 

Kesinlikle eminim ki biz bir şekilde birbirimizi tamamlayacağız. Ama bu ne zaman nerde ve hangi evrende olur? onu bilemeyeceğim.Tek bildiğim, onu kimse anlamadığında,sevmediğinde,dinlemediğinde ben hep orada olacağım.. Ona ne kadar kızgın olsam da.O ne kadar beni acılarımla başbaşa bıraksa da. Biliyorum ki ruh ikizlerinin biri ruhani anlamda çok gelişmiş olup bir diğeri 0 km olabilir. Ben yine ablalık yapıyorum galiba,olsun. Varolsun.

0 yorum:

Yorum Gönder